Kadın için de erkek için de, cinsel
yanıt döngüsü, istek-uyarılma-orgazm
sırasını izler. Cinsel istek duyarak,
herhangi bir cinsel etkinliğe
giriştiğimizde, cinsel uyarılma olur. Bu
aşamada bedenimizde fizyolojik
değişiklikler olur, her iki cinste de
cinsel organların duruşunda değişiklik
olur ve bu bölgeye kan dolar, bunu
erkekte penisin sertleşmesi olarak
görürüz, kadında da meme başlarında ve
klitoriste hafif sertleşme oluşabilir,
renk değişiklikleri ve vajinada ıslanma
olur. Gene uyarılma aşamasından
başlayarak, bedenimizde kalp atım hızı
artması, solunum hızlanması gibi genel
fizyolojik değişiklikler de olur.
Uyarılma düzeyi yükseldiğinde orgazm
oluşur. Fizyolojik olarak orgazm, her
iki cinste de, saniyeler içinde cinsel
organlarda oluşan ritmik kasılmalar ve
buna eşlik eden hoş duyumlar olarak
tanımlanabilir.
Erkekte cinsel organların kasılması
sırasında erkek üreme hücrelerini
taşıyan meni dediğimiz beyaz bir sıvı
dışarı atılır. Kadında orgazmik
kasılmalara eşlik eden bir sıvı çıkışı
yoktur. Elbette bütün bu fizyolojik
tanımlamalar, orgazm yaşantısını anlamak
için yeterli değildir. Orgazmı yaşamamış
birine tarif etmek çok da mümkün
değildir. Ama herkes orgazm olduğunda
bunun ne olduğunu anlayabilir. 'Orgazm
olup olmadığıma emin değilim' diyenlerin
çoğu, yüksek uyarılma düzeylerine
çıkıyor ama orgazm olmuyordur. Ya da
orgazmı gözünde olduğundan fazla
büyüttüğü için, saniyeler süren orgazm
yaşantısını yeterli bulmuyordur. Son on
yıl içinde, orgazm konusunda çok şey
konuşuldu, bunların birçok yararı
yanında orgazmın fazla abartılması gibi
bir zararı da oldu. Orgazm, insan cinsel
yanıtının son aşaması olmakla beraber,
ne cinselliğin tek keyfidir, ne de
cinsel etkinliğin tek hedefidir. Cinsel
hazlarımız içinde önemli bir yeri
vardır, ama tek haz değildir. Her cinsel
etkinlik sürecinde birçok haz yaşarız,
bunların birçoğu orgazm anından daha
uzun sürelidir. Sadece orgazmı
hedefleyerek sevişmek, alınabilecek
hazları azaltır. Doyumlu bir sevişmenin
mutlaka orgazmla sonlanması da gerekmez.
Başka bir deyişle orgazm olup olmamak,
tek başına cinsel doyumu belirlemez.